Bektaş KILINÇ – Kürtleri ne yapmalı?



“Telli turnam selam söyle

Sevdiğimin diyarına

Üzülmesin ağlamasın

Belki gelirim yarına”

Günler mevsimlere eklenirken, kendimizi bu akışa bırakmış gidiyoruz.

Bu gün turnaların göç zamanı. Takvimler öyle yazıyor.

Turnaları göreniniz var mı bilmem. Bildiğim bizim için kutsal hayvanlardır.

Âli’nin avazı ondadır çünkü. Hep gökyüzünde hakkın divanında semah halinde döner dururlar. Hakkın kelamını söylerler.

Sevginin sevdanın habercileri, uzagı yakın eden hasret gidericileridir onlar.

Gökyüzünde ne turnalar kaldı ne de haber göndereceğimiz bir yar. Her şeyi çürüttük. Her şeyi çürütürken yaşamı büyük bir zindana çevirdik. Her yerde kin, öfke, düşmanlık yarattık.

Yüreğimiz katılaştı, beynimiz bizim değil sanki. Ne kendimizden ne de çevremizden haberimiz var. Bizi etkisiz duyarsız, ilgisiz hale getirdiler. İstedikleri sınırlar içinde düşünceler üretebiliyoruz. Yok. Yok. Ürettikleri düşüncelerle yaşantımızı sürdürüyoruz.

Kürtlere karşı düşüncelerde olduğu gibi.

Kürtleri ne yapmalı?

Kürtleri kaynar kazana atmalı. Çünkü bütün kötülüklerin kaynağı Kürtler.

Kürtleri darağaçlarında sallandırmalı. Tüm azgın ve asi muhaliflere yapılanlar gibi. Çünkü onlar nankör. Milletvekili bile oldukları halde, hala ne isterler.?

Kürtleri sürüm sürüm süründürmeli ve sürmeli, buralardan. Çünkü onlar işbirlikçi ve de hain.

Kürtleri öldürmeli. Çünkü en iyi Kürt ölü Kürt’tür.

Sonra Alevileri. Sonra muhalifleri. Sonra komünistleri.

Çoğunluk böyle düşünmese de içimizde böyle düşünenlerde yok değil. hemde az sayılmayacak kadar.

Günübirlik yaşayanlar günübirlik düşünür. Ya da düşünce organı aklı kullanmayıp başkalarına bağımlı olarak yaşarlar ve topluma kendi düşüncelerini zorla kabul ettirmeye kalkarlar.

Düşüncelerimizi belirleyen şey bizim sosyal ortamımızdır. Sosyal ortamımızı belirleyen ise ekonomik ilişkiler. Yani Pakistan ortamındaki bazı kesimler için Sih’ler dünyanın en kötü insanları. Onları öldürmek gerekir. Bir Amerikalı için Kürt’ün ya da bir Sudan’lının hiçbir önemi yoktur. Bizim için önemli olan Alman için boş bir inanç ya da düşüncedir.

Düşünceyi evrensel düzeye göre değil, kendimzie göre algılamadığımız zaman dünyayı bir birimize zindan ederek yaşanmaz duruma getiririz.

Yetmiş senelik bir serüven ya da misafirliğimizde bize yön veren küçük çıkarların şekillendirdiği insanlar değil dünyayı içine alan, hatta evreni içine alacak düşünce boyutlarıdır bizi güzele götürecek olan.

Bütün everenin bir bütün olduğunu düşünerek, bizlerde onun birer parçaları olduğumuzu unutmadan, sorunlara yaklaşarak çözüm üretmeliyiz.

Çünkü biz yaşadığımız evrenin bir damlanın okyanusun tüm özelliklerini taşıması gibi, tüm özelliklerini kendi üzerimizde taşıyoruz. Bırakın türkü kürdü turnaların, ağaçların kurtların kuşların cümle âlemin tüm özellikleri bizde de var. Buna varlığın birliği deniyor.

O zaman sorun düşmanlık değil sorun anlamak dinlemek konuşmak ve çözmek temelinde yaklaşmalıyız..

Karşı olduğumuz düşünceler olabilir onlar bizim gibi düşünmeyebilir. Amerikalılara düşmanız diye Amerikalıları dünyadan silecek değiliz. Karşı olduğumuz düşünceyi toptan ortadan kaldıramayacağımıza göre, yani yazının girişinde mizahi olarak aldığımı Kürtleri kaynar kazana atamayacağımıza göre. Sorunu çözmek için adım atacağız.

Şehitlerimiz.akan kan.?

Kan, kan ile yıkanmaz. kan su ile yıkanır.

Öyle olsaydı bütün savaşların hiç bitmemesi gerekirdi. Ya da bütün düşmanlıkların devam etmesi.

Yüz sene sonra bütün bu düşüncelerin beklide hiçbir anlamı kalmayacak çektiğimiz acılar sadece ve sadece kendi akılsızlığımızın bize bir bedeli olacaktır.

Bir başkasının düşünceleriyle hareket etmek yerine dünyaya ve bilim adamlarının evrensel düşüncelerine kendimizi açmalıyız.

Düşmanlık temelinde değil hoş görü ve sevgi temelinde düşünceler geliştirmeliyiz.

Yunusun, Anadolu erenlerinin aydınlık izini takip etmeliyiz.

Bektaş kılınç

 

 

 

Yorum ekle

Your email address will not be published. Required fields are marked *