Bektaş KILINÇ – Kendini Mutlu Et

Şimdi bizim oralarda altın başaklı buğday tarlalarının içinde, tarla kuşları yavrularını yuvadan uçurmanın mutluluğunu yaşıyordur. Rüzgâr nazlı nazlı dağ yamaçlarındaki meşe yapraklarıyla oynaşıyordur. Sivas’tan esen yel, yeşilin yazıyı serinlettikten sonra ulu güneydeki akasya ağaçlarına merhaba deyip ılıcaktan hasan çelebiye doğru yol alıyordur.

Tarlaların her hangi bir yerindeki alıç ağaçları, köylülerin gölgesinde yorgunluğunu giderirken, binlerce senelik geçmişe aldırmadan Dim dik ayakta kalmanın keyfini çıkarıyordur. Köylüler gölgesine oturup tereyağlı pilavı yiyerek yorgunluklarını gideriyordur.

Öyle ya, şimdi tatil zamanı.

Şimdi tepe yurdun doruklarında kaynaşan suyun başına oturup gözün alabildiği yerlerde yüreğinle uçmanın zamanı. Sonra pat patıya oradan kanlı çayıra oradan asar kalaya uçmanın zamanı. Kurbağlı’ya uğrayıp dostlarla sohbete koyulmanın zamanı. Onlardan kendi hikâyelerini hiç abartı katılmadan yalanı gerçek gibi dinilmenin zamanı.

Cüve deresinde bostanlar varsa bostanlardan hıyar çalmanın, soğuk pınarın suyuna karışarak dere boyuna akmanın zamanı.

Gümüloğun tepeye giderek dünyanın sırrına hikmetine ermenin, kerametin insan denen varlıkta bulmanın zamanı. Sorgulamanın kendinin farkına varmanın hakkın yanında bulmanın onun sırrına ererek semaha durmanın yüreğini meşelerle dağlarla yumanın zamanı.

Ey yaşam sen ne güzelsin seni seninle seni insanlarla seni doğayla börtü böcekle sevmenin zamanı.

Senin kavgan ne güzel hayat.

Bunca kötülük varken bizleri ayakta tutan bilgiye selem olsun

Selam olsun o sırrı, o bilgiyi canları pahasına bize ulaştıranlara.

Selam olsun bize onurlu bir yol bırakan kerbelaya.

Işıklarıyla karanlıkları aydınlatanlara, ışıklarıyla ölmeyenlere aşk ola.

Bu günlerde herkesin aklına bir yer düşer. Benimkine köy.

Şu köylülükten kurtulamadım bir türlü.

Beni doğa mutlu eder, beni bilgi. Bilğiye iki yoldan ulaşılır.

Birinci yol okumak. İkinci yol okuduklarını hayatla birleştirerek.

Okuduklarınla bakarak, okuduklarınla görerek,okuduklarınla değerlendirerek.

Şimdi tatil zamanı. Şimdi dinlenme. Şimdi gezme görme bilgi edinme zamanı.

Ama bunların hiç biri olmaz. Çünkü tatili de, aklımızı elimizden alıp onu boş bir çuval gibi dolduranlar belirler.

Deniz, kum, doğa. Birde her şey dâhil bilmem ne oteli. Ya da paket turlar.

Aslında anlatılan senin özgürlüğün değil senin özgürlüğünün onlar tarafından farkında olmadan belirlenmesi.

Şimdi para harcama, şimdi gününü gün etme, şimdi tüketme zamanı.

Şimdi yolunu gözler bezirgân işletmeciler.

Ve aç gözlü turizmciler. Ve Ö.T.V li K.D.V li Devlet.

Öyle ya şimdi dünya nimetlerini sonuna kadar kullanma zamanı.

Ne demiş üstat.

“yiyin, yutun, yuvarlayın efendiler

Bu iştahı veren sofra sizin”

İşte kendini mutlu etmenin sadece birisi tatil.

Kendini mutlu et. Bir reklâm.

Kendine dondurma alarak, kendine neskafe ısmarlayarak mutlu olabilirsin. ya da cep telefonu, yada kola içerek. Yani satın alarak. Tüketim çılgınlığına ortak olarak.

Yani insani duyguların yerine, satın alma duygularını koyduğunuzda mutlu olursunuz.

İnsan gitmiş müşteri gelmiştir.

Hoş geldin yeni insan. Mutlusun değimli?

Evet. Anketler Türk insanının mutlu olduğunu yazmıyor mu zaten.

Müşterilikten kurtulana aşk ola.

İnsanla birlikte, bilği, kültür, duygular yok olmuştur. İnsan yok olunca kalabalıklar birer robot haline gelmiştir. Yoksa nasıl olur bunca kötülüğün yanımızda yaşam bulması. Nasıl ses çıkarmaz insan olan havanın kirletilmesine. Suyun içilmez duruma getirilerek suyun petrolden daha fazla kar getirmesine. Nasıl sessiz kalır internetten annesini nasıl öldüreceğini planlayan insanlık dışı davranışlara.

Basının ayakta kalması reklâmlara bağlıdır. Reklâmlar ise insanı müşterileştirir. Müşteri insani duygulardan arınır kendine ve toplum yabancılaşır.

Üret, marka yap, sat. Sanatçı soytarılar, reklemlerda gözünün içine baka baka al mutlu ol der.

Düşünemezsin bile sanatçı ne, sanat ne. Onların isteği, sadece müşteri ol.

Çocuklardaki marka çılğınlıgı, ana baba sevgisinin, kardeş sevgisinin önüne geçmek üzere.

Birde bunlara indirimleri, birde bunlara promosyonları ekle hadi kurtul bakalım bu çemberden.

İhtiyacımız olamayan şeyi bize aldıran güç reklâmlardır.

Reklam kapitalizmin ana temeli.seçime giren insanları, yönlendirenler ve onları beynimize kazıyanlarda bunlar.aslında seçtiğimizle yaşamda karşımıza çıkan aynı insan değil.inanmazsanız.seçimden önceki seçilene birde seçildikten sonrakine bakın.

Reklâm öyle etkili bir şey ki, satın alma gücü olmayan insana bile, kredi kartıyla olmadık şeyleri satın aldırarak onun yaşamını bir cehennem yerine çevirmektedir.

Şimdi örgütlü topluma, şimdi bilgi toplumuna, aklı yoluna dönme zamanı.

Yolumuzu bilimin ışığıyla bulma zamanı.

Mutluluğu, gerçek mutluluğu eşyalarla değil, önce insanları severek sonra doğayla bütünleşerek bulmalıyız. İnsana ve doğaya emek verip onu güzelleştirerek, güzelliği sevgiye ve aşka dönüştürerek bulmalıyız.

Emeğin sevgi olduğunu unutmadan, her insanın yüreğine gülerek mutluluğu bulmalıyız.

Asıl zenginlik ve mutluluğun kaynağı, bilgiden geçtiğini unutmadan yaşamalıyız.

 

Bektaş kılınç

Yorum ekle

Your email address will not be published. Required fields are marked *